Polonya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Wiesław Kukuła’nın Türkiye resmi ziyareti kapsamında ROKETSAN tesislerini incelemesi, iki ülke arasındaki savunma sanayi iş birliğinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Ziyarette, özellikle uzun menzilli hassas vuruş sistemleri ve katmanlı hava savunma teknolojileri ele alındı.
ROKETSAN tesislerinde gerçekleştirilen incelemelerde Orgeneral Kukuła, füze sistemleri, hassas güdümlü mühimmatlar, hava savunma çözümleri ve insansız hava aracı (İHA) karşıtı (C-UAS) teknolojiler hakkında yetkililerden brifing aldı.
Görüşmelerde, TAYFUN balistik füze sistemi ile TRG ve TRLG ailesine mensup güdümlü topçu roketleri odak noktası oldu. Uzun mesafelerdeki yüksek öncelikli hedefleri imha etmek amacıyla farklı harp başlığı ve menzil varyantlarıyla geliştirilen bu sistemlerin, Polonya Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyon yol haritasında kilit bir rol oynayabileceği vurgulandı.
"Büyük Yedili" stratejisiyle uyumlu
Söz konusu füze ve roket sistemleri, Polonya Genelkurmay Başkanı tarafından belirlenen ve ülkenin askeri kabiliyet dönüşümünü temsil eden "Büyük Yedili" (Wielka Siódemka) stratejik öncelikleri altındaki Derin Hassas Vuruş (Deep Precision Strike) konseptiyle doğrudan ilişkilendirildi. Polonya, bu hamleyle caydırıcılık kapasitesini stratejik derinliğe yaymayı hedefliyor.
Katmanlı hava savunma çözümleri masada
Ziyaretin bir diğer önemli gündem maddesini ise katmanlı hava savunma teknolojileri oluşturdu. Bu kapsamda ROKETSAN’ın lazer silahı ile elektronik harp (EH) kabiliyetlerini entegre eden ALKA yönlendirilmiş enerji silah sistemi, mini ve mikro İHA tehditlerine karşı geliştirilen PUSU asimetrik savunma çözümü ve alçak irtifa hava savunmasında kritik görev üstlenen araç ya da omuzdan atılabilir SUNGUR füze sistemi Polonya heyetine detaylı olarak tanıtıldı.
Polonya Genelkurmay Başkanlığından ziyarete ilişkin yapılan açıklamada, modern askeri caydırıcılığın yalnızca uzun mesafelerde hassas vuruş gerçekleştirme yeteneğiyle sınırlı kalmadığına dikkat çekildi. Açıklamada, dost birliklerin ve kritik ulusal altyapının asimetrik ve hava kaynaklı tehditlere karşı entegre sistemlerle korunmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı.

