Derin sularda insansız dönem

Derin sularda insansız dönem

Su altı dronu olarak da bilinen İnsansız Su Altı Araçları (Unmanned Underwater Vehicle (UUV)), su altında iken içinde insan bulunmadan hareket edebilen araçlardır. UUV’ler, tamamen otonom (önceden programlanmış/gerçek zamanlı kontrollü) şekilde de yönlendirilen ya da kablolu/kablosuz olarak birbirlerinden ayrılabilmektedir. Ancak, genel olarak UUV’ler kablo kontrollü ve kablo kontrolsüz olarak iki ana gruba ayrılabilir. Kablo kontrollü olanlar genellikle Uzaktan Kumandalı Su Altı Aracı (ROV (Remotely Operated Vehicle)), kablosuz otonom olarak kullanılanlar ise Otonom Su Altı Aracı (AUV (Atonomus Underwater Vehicle)) olarak adlandırılmaktadır. Günümüzde hem kablo kontrollü hem de kablosuz otonom olarak hareket edebilen melez UUV’lerin de kullanımı yaygınlaşmaktadır.

İlk AUV Robert Whitehead tarafından 1866 yılında icat edilen “Torpido” ile ilişkilendirilebilir. Whitehead’in torpidosu o zamanlarda saatte 26,5 knot hızla hareket edebilirken yaklaşık olarak 700 m. menzile erişebilmekteydi. Ancak, ilk gerçek AUV’nin geliştirilmesinin 1950’li yıllara dayandığı görülmektedir. 1950’li yıllarda su altından hızlı ve kusursuz oşinografik bilgi alma isteği bilim adamlarını bu konuda araştırmaya yönlendirmiş ve Washington Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalar sonucunda ilk gerçek AUV olan kendi kendini sevk eden su altı arama aracı (Self Propelled Underwater Research Vehicle (SPURV-I)) geliştirilmiştir.

O zamanlarda SPURV-I’in gövdesi alüminyumdan yapılmış olup, bir torpido şeklindeydi ve pervane yardımıyla su altında seyrediyordu. Bununla birlikte, SPURV-I akustik olarak da kontrol edilebilmekteydi. 1980’li yıllara gelindiğinde ise SPURV-I’nin bir üst modeli olan SPURV-II geliştirilmiştir. SPURV- II, SPURV-I’den farklı olarak daha fazla su altında kalabiliyor ve üzerinde değişik amaçlarla kullanılan çok sayıda sensör bulundurabiliyordu. SPURV-II ayrıca bir oşinografi gemisi üzerine monte edilmiş bilgisayar yardımıyla kontrol edilebilmekteydi.

1980’li yılların ortasına gelindiğinde ise, yazılım ve mühendislik alanındaki gelişmelerin AUV (Advanced Underwater Vehicle)’ler de etkisi olmuş, daha küçük, az enerji harcayan kompleks bilgisayar sistemleri, AUV’lerin daha etkin bir şekilde kontrol edilmesine ve su altında daha hatasız seyir yapmasını sağlamıştır. Bu durum, AUV’lerden askeri amaçlar dışında, ticari ve bilimsel olmak üzere birçok alanda daha fazla faydalanılmaya başlanılmasına sebep olmuştur. 1980 yılında “Kablosuz İnsansız Su Altı Teknolojisi” konusundaki ilk uluslararası toplantı Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Durham şehrinde icra edilmiş, bu toplantıya 24 bilim adamı ve teknolojik girişimci iştirak etmiştir. 1987 yılına gelindiğinde ise, bu toplantıya katılım 320 kişi, 100 şirket, 20 üniversite ve 20 federal ajansın katılımıyla, 9 ülkenin temsil edildiği bir oluşuma ulaşmıştır.

1987 yılında dünya genelinde 6 adet operasyonel ve 15 adet yapım aşamasında olan prototip AUV bulunmaktaydı. Bu dönemde AUV, kablosuz (otonom) ROV olarak adlandırılmakta ve ABD ordusu tarafından AUV’ler, gelişmiş su altı aracı adı altında geliştirilmekteydi. Söz konusu tarihlerde özellikle ABD’nin diğer ülkelerle kıyaslandığında AUV’ler üzerinde en yoğun araştırma yapan ülke olduğu görülmektedir. 1990’a gelindiğinde AUV’lerin operasyonel anlamda askeri amaçlarla kullanılmasına yönelik araştırmaların yoğunlaştığı göze çarpmaktadır.

1990’lar sonrası ise AUV’lerin kullanımının giderek arttığı ve su altında farklı görevlerin icrası maksadıyla yoğun olarak kullanılmaya başlandığı dönem olmuştur. 2000 yılından sonra ise, AUV’ler askeri amaçlar dışında ticari amaçlarla da yoğunlukla kullanılmaya başlanmış ve AUV’lerin üretimi ile pazarlanmasına yönelik birçok uluslararası şirket ortaya çıkmıştır. AUV’lerin günümüzde kullanım alanları genişlemekte olup, askeri amaçlar yanında, ticari ve bilimsel araştırmalara yönelik AUV’lerden yararlanma isteği gün geçtikçe artmaktadır. AUV’ler günümüzde askeri olarak başta Mayın Karşı Tedbirleri (MKT) harekâtı olmak üzere oşinografi ve Denizaltı Savunma Harbi (DSH) harekâtlarında kullanılmakta olup, teknolojinin gelişmesi ile birlikte AUV’lerin kullanım alanlarının genişlemesi ve AUV’lerden yararlanma isteği pil ömrü ve su altı iletişimi gibi birçok teknik ve aşılması gereken problemi de beraberinde getirmiştir.

İlk bilinen ROV “Poddle” adıyla Dimitri REBIKOFF adında bir Fransız mühendis tarafından 1953 yılında yapılmıştır. Ancak, ROV teknolojilerindeki esas gelişmeler ve ROV’un operasyonel olarak kullanımı ABD öncülüğünde gerçekleşmiştir. ABD Donanması’nın ROV teknolojisindeki araştırmaları sonucunda 1960 yılında Kablo-Kontrollü Su Altı Kurtarma Aracı (Cable-Controlled Underwater Recovery Vehicle (CURV)) oluşturulmuştur. Söz konusu araç, derin su kurtarma operasyonlarını ve deniz dibinden cisim çıkarılmasını kolaylaştırmıştır. CURV ile; 1966’da İspanya açıklarında gerçekleşen bir uçak kazasının ardından kaybolan atom bombası deniz altından çıkarılmış ve 1973 yılında İrlanda açıklarında batan denizaltı mürettebatı kurtarılmıştır. Bu operasyonlar, ROV’ların operasyonel anlamda ne kadar faydalı olabileceğine dair en önemli örneklerdir. CURV’ün başarısından sonra ABD Donanması, ROV endüstrisindeki ilerlemelerine devam ederek 1974 yılında 20 adet ROV’a sahip olmuştur.

Müteakip dönemde, ROV’lar askeri alanlar dışında ticari amaçlarla da üretilip kullanılmaya başlanmıştır. 1980’li yıllarda yaşanan petrol krizi ve ekonomik yavaşlama ROV’ların teknolojik gelişimini sekteye uğratsada, ROV’ların geliştirilmesine devam edilmiştir. 1982 yılına gelindiğinde dünya üzerinde çoğu ticari sahipliğinde olmak üzere 500, 1998’de ise 3000 ROV’un dünya üzerinde bulunduğu bilinmektedir. 2000’li yıllardan sonra ROV’ların geliştirilmesine devam edilmiş, 2009 yılına gelindiğinde ise Nereus adlı melez bir ROV (hem kablolu hem kablosuz çalışabilen) ilk defa Mariana Çukur’unda 10.902 m. derinliğe kadar dalabilmiştir. Günümüzde petrol ve gaz endüstrisinde Kuzey Denizi, Arktik, Güney Çin Denizi, Batı Afrika, Hazar Denizi’ne kadar olan birçok bölgede yaklaşık 400 adet ROV’un çalıştığı bilinmektedir. ROV’lar, hâlihazırda başta petrol platformları olmak üzere ticari alanlarda ve askeri amaçlarla kullanılmakta olup, teknolojik gelişmeler sayesinde maliyet etkinliği artmış ve güvenlik ve bilim kuruluşları tarafından kullanılan bir araç durumuna gelmiştir.

Günümüzde ROV’lar askeri amaçlar çerçevesinde; su altından bilgi toplama, askeri malzemenin aranması ve kurtarılması, mayın keşfi ve temizliği ile denizaltıdan personel vb. gibi görevlerde etkinlikle kullanılmaktadır. Özellikle denizaltıdan personel kurtarma harekâtında ROV’lar batmış durumda bulunan bir denizaltının su altı keşfi, denizaltıya imla ve egzoz hortumlarının takılması, acil yaşam destek paketlerinin gönderilmesi faaliyetlerini başarılı bir şekilde yapabilmekte ve bu sayede batmış durumda bulunan denizaltıdaki personelin kurtarılana kadar hayatını idame etmesini sağlamaktadır.

ROV’ların askeri amaçlarla yoğun olarak kullanıldığı diğer bir alan ise MKT harekâtıdır. ROV’lar, üzerinde bulunan sensörler ile bir mayının yerini tespit edebilmekte ve kameralar vasıtasıyla komuta kontrol merkezinden uzmanların mayını incelemesine yardımcı olabilmektedir. Bununla birlikte, üzerinde bulunan robotik kollarla gerektiğinde mayın kablosunu keserek ya da mayın üzerine yerleştirdiği şarj cihazı ile mayını imha ederek, insan hayatını tehlikeye atmadan mayını etkisiz hale getirebilmektedir.

Günümüzde insansız sualtı araçlarının sivil, bilimsel ve askeri kullanım alanları gün geçtikçe gelişmekte olup, bu gelişim sürecinin önümüzdeki yıllarda katlanarak ilerleyeceği öngörülmektedir. Gelecekte insansız sualtı araçlarının, İstihbarat/Gözetleme/Keşif (İGK), MKT, DSH, kritik yük taşıma, bilgi harekâtı, önemli üs, liman yaklaşma sularında ve kritik bağlantı noktaları ile geçitlerde karakol icrası gibi askeri amaçlı görevlerde etkinlikle kullanılacağı değerlendirilmekte olup, söz konusu görevlere yönelik konseptler birçok devletin silahlı kuvvetlerinin gelecek projeksiyonunda yer almaktadır.

Kaynak: www.defenceandtechnology.com/MSÜ
Google+ Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.